woensdag 18 februari 2009

BARIŞIN RENKLERİ

Medya aracılığıyla her geçen gün kötüye giden bir dünya gözlemliyoruz. Ve belki bir gün, yakın bir zamanda atmosferde her gün biraz daha büyüyen delik uzay boşluğuna açılacak. Bizi tek yaşatan şey oradan uçup gidecek. Nefes! Nefes zihni sessizleştirmenin tek yoludur. Sessizlik bize ‘dinlemeyi’ beraberinde getirir. Evren bize her şeyi söyler. Bütünlüğü nasıl koruyacağımızı bize bildirir.
İnsanlar bir zamanlar sessiz kalmayı bilirlerdi. Doğayla uyum içinde bütünlüğün ahengini yakalayıp dünya yüzündeki dansa katılırlardı. Her varlıkla bütünleşmeye ve bütünün bir parçası olduklarının bilincinde, dünya yüzündeki maceralarını yaşamaya gönüllü olurlardı. Yedikleri her şeyin bütünün bir parçası olmasına özen göstererek beslenir ve avlanırlardı. Ay hareketlerini inceler, denizdeki gel-git olayının insan bedeninde de gerçekleştiğinin farkında olarak, gökyüzünün bilimini bilir ve her bir gezegenin ve yıldızın da aynı ay gibi beden ve ruh üzerindeki etkisine bakarak yaşarlardı. Çevrelerinde yetişen bitkilerin duygu dünyalarını değiştirici özelliklerinden yararlanarak ‘şifa’ alırlardı. Bütün bunlar ‘doğunun gizemi’ değil, bizim bilincimizdeki gerçektir.
Eğer hastalanmış bir dünyada yaşıyorsak, iyileştirmek için yapılabilecek çok şey var. İyileştirmek adına benim seçtiğim, yaşanmışlıklarımla bütünleştirerek oluşturduğum şifacılığım. Her bir rengin kendine göre bir dalga boyu vardır ve bizler belirli dalga boylarında titreşen enerji varlıklarıyız. Renklerin frekansları doğru kullanıldığında bizleri iyileştirir. Sanat eserleri bilinçli formlarda gerçekleştirilirse iyileştirir.
Bu sergimde doğadan esinlendiğim renkleri soyut imgelerle sunarken, çevremizde yetişen bitkileri, onların bizlere söylediklerini, doğanın bizim bir parçamız olduğunu ve en iyi şifacının ‘doğa’ olduğunu yinelemek istedim. 240 adet küçük boyda resim daha çok yedi saf renge yakın renklerle betimlenmiş soyut çalışmalardır. Küçük olmak görkemli olmaktan uzaktır ama alçakgönüllülüğü beraberinde getirirken aynı zamanda yoğunluğun kapladığı alanla ilgisi olmadığını da gösterir. Küçük bir bitkinin rüzgâra, yağmura, soğuğa dayanması ne kadar güçlü olduğunun göstergesidir. Etkisi de güçlüdür. Dört büyük panoda çevremizde yetişen bitkileri ve onların bize söylediklerini sembolik olarak yerleştirdim. Bitkiler, doğal halleriyle fazla süslenmelerine gerek olmadan bizlere ruhlarıyla ve özleriyle bütünleşmek için her zaman varlar. Yakınımızda sağlam kalabilmemiz için fark edilmeyi bekliyorlar.

Işık ve renkler bir bütün, ruh ve beden gibi. Dünyada yaşayan her varlık dünyayla bütün. Doğayla bütün olduğumuzun bilincinde olmak bize ve tüm dünyaya barış getirir.

Bırakın ışık içeri girsin.

Somnur

Geen opmerkingen: